![]() Ana MenüÜye AlanıOnline ÜyelerÜye Bağlı DeğilGoogle AramaKimler OnlineŞuanda 3 misafir bağlıLinklerSite İstatistikBaslangiç tarihi: 07-07-2007
|
Misafir DefteriDefteri İmzala
servet öztürk
24 Ekim 2007 06:01 |
DAĞLARIN ŞAHLARIDIR ONLAR ( MAVİ BERELİLER ) ŞÜPHESİZKİ ONLAR TERÖRİSTLERİN KORKULU RÜYALARIDIR İNDİKLERİ YERLERİ DARMA DAĞIN EDER GİTTİKLERİ YERDEKİ SUÇLULARIN KABUSUDUR VATANIMI KORUMAK İÇİN CANLARINDAN HİÇ ÇEKİNMEDEN VAZ GEÇERLER ONLAR METEHANIN KANUNİN FATİHİN TORUNLARI OLDUKLARININ FARKINDADIRLAR BÜTÜN ŞEHİTLERMİZİ SAYGILARIMLA ANARIM
RECEP ÇOMULU
23 Ekim 2007 17:54 | MENGEN BOLU
Sınır Karakollarından birinde vatani görevini yapmakta olan Mehmet oğlu Mehmet terhisine bir ay kala hain parmakların çektiği tetiklerle şehit olmuştu. Mehmet'in üzerinden emekli devlet memuru babasına yazdığı; ancak postaya vermesi nasip olmayan yarım kalmış bir mektubu çıktı. Komutanlarının ve doktorların bu mektubu okuduklarında gözlerinden yaşlar boşaldığı görüldü ve komutanının ağzından bir tek cümle çıktı. 'Allah kahretsin! ' Hadi bu mektubu hep birlikte okuyalım. 'Benim sevgili babacığım. Sizlerden ayrılalı epey zaman oldu. Her şeyin bir sonu olduğu gibi askerlik hizmetimin de sonuna geldim. Şurada bir ay gibi kısa bir zaman kaldı terhisime. O günü Rabbim bize nasip ederse ahdim olsun seninle, annemle ve kız kardeşimle üç gün, üç gece hiç dışarı çıkmadan oturup hasret gidereceğim. Annemin pişirdiği yemekleri, bacımın demlediği çayları birlikte içeceğiz. O zaman özlemlerimiz de, hasretlerimizde son bulacaktır inşallah. Mektup bu kadardı. Belli ki Mehmet bundan fazlasını yazmaya vakit bulamadan nöbet saati gelmiş ve görevine gitmişi ki bu mektubun devamını yazamamıştı. Yarım kalan bu mektubu göğüs cebine koymuş, o gün devriye hizmetini yaparken hain bir parmağın çektiği tetikle şehit olmuştu. Mehmet'in bu mektubu al kanından zar zor okunuyordu; çünkü hain mermi onu tam kalbinden vurmuştu. O mektup da kalbinin üzerindeydi. Mehmet'in zatî eşyaları emanete alınmış, bir kutu içerisinde cenazesi ile birlikte doğup büyüdüğü memleketine gönderilmişti. Bu eşyalar içinde yarım kalmış kan ağlayan bu mektup da vardı. Devlet şehidine karşı son görevini yapmış, törenle Mehmet ebedi yolculuğuna gönderilmişti. Ateş düştüğü yeri yakar misali komutanları, ailesi, yavuklusu hıçkıra hıçkıra ağladılar. Taziyeler alındı, dualar okundu ve aradan üç dört gün gibi bir zaman geçti. Baba Mehmet Efendi şehidiyle birlikte gelen kutuyu açtı, oğlunun al kanıyla allanmış mektubunu gördü ve başladı okumaya. ' Sevgili babacığım bizi askerlik hizmetine gönderdiğinizde davul zurna ile gönderdiniz. Git oğul. Vatanına, milletine, devletine, namusuna sahip ol dediniz. Bizler buraya geldik. Gecemizi gündüzümüze katıp vatan hizmetinin kutsallığına, mübarekliğine inanarak dosdoğru görevimizi ifa ettik. Ancak karşımızda düşman göremedik. Karşımızda şerefli bir düşman yoktu. Karşımızda şerefsiz bir ihanet vardı, yalan vardı, soygun vardı, talan vardı. En önemlisi vatan hainliği vardı. Nerde bir vatan haini varsa, nerde bir banka soyguncusu varsa, nerde tüyü bitmemiş yetimin, öksüzün malını çalıp çırpan varsa, nerde devletine ihanet eden, milletine ihanet eden, tarihine ihanet eden hatta hatta Sarıkamış'ta, Sakarya'da, Çanakkale'de şehit olan aziz şehitlerimizi soykırım yaptılar iması ile katillikle, canilikle suçlayan şerefsizler varsa. Bu şerefsizler yatında katında, dostlarının kucağında gününü gün ederlerken bizler yani gencecik fidan gibi vatanın öz be öz evlatları ise burada teker teker şehit oluyoruz. Kime karşı, kimlere karşı? Bu şerefsizler palazlansınlar, sömürülerine devam etsinler diye mi? Yoksa bizim gece gündüz, eksi 30 derecede nöbette beklediğimiz güzel yurdumuzu bölsünler, parçalasınlar diye mi? Dahası Avrupa Devletleri denilen haçlı ruhunun ülkemiz üzerindeki kirli oyunlarını istedikleri gibi sahneye koysunlar diye mi? Kime karşı sevgili babacığım, kime karşı? Bizler burada yirmi dört saat bayrağımız dalgalansın diye başımız gönderde, ellerimiz tetikte, bayrağımızı korurken, şehir meydanlarında bayrağımız yırtılsın, bayrağımız yakılsın diye mi? Otuz bin kişinin katili o cani denize nazır kaloriferli hücresinde manzara seyretsin diye mi? Karşımızda mert ve şerefli bir düşman yok ki babacığım. Karşımızda pusu var, ihanet var, alçaklık var, çukurluk var, döneklik var. En önemlisi hainlik var.' Baba daha fazla devam edemedi gözlerinden akan yaşlar, oğlunun al kanıyla bezeli mektubunun üzerine damla damla düştü. Ve o mektup bir ay yıldız şeklinde göndere asılmayı bekleyen mübarek bir bayrak haline dönüştü. Baba bu mektubu tekrar komutana götürdü. Komutan bu mektubun ikinci bölümünü kimin yazdığını araştırdı; ama bir türlü bulamadı ve gene ağzından o tek cümle çıktı. 'Allah kahretsin.' Acaba bu mübarek mektubu kim veya kimler yazmıştı? Ama yazı aynı, yazgı aynı idi. Baba tek oğlunun, tek ocak umudunun al kanıyla allanmış mektubu itina ile katlayıp öptü ve sol göğsünün üzerindeki cebine koydu. Onunda ağzından bir tek cümle çıktı 'VATAN SAĞOLSUN.'
RECEP ÇOMULU
23 Ekim 2007 17:46 | mengen bolu
EĞİL KULAK VER CEDDİNE,TÜRKE KEFEN GİYDİRMEK HANGİ İTİN HADDİNE,VATANIMIZI BÖLMEK İSTEYEN O İTLERE İNAT,BUGÜN VERDİĞİMİZ 12 ŞEHİDİN RUHU İÇİN BU MESAJI HERKESE ULAŞTIR.SONUNDA BU MESAJ O,İTLERE ULAŞACAKTIR.ŞEHİTLER ÖLMEZ,VATAN BÖLÜNMEZ SEN varya SEN bir tanesın ŞEREFİM : Her günüm cenaze her günüm şehit Bunların sebebi bir it oğlu it Uyan Türk evladı uyuma uyan Otuz kupona alınmadı bu vatan
RECEP ÇOMULU
23 Ekim 2007 14:46 | mengen bolu
saydığer vatandaşlar son günlerde artan terör örgütü pkk nın iyice artması ve son günlerde vermiş olduğumuz şehitlerden sonra sabrımız iyice taşmıştır bu nedenle belirli guruplar ile mengen ve mengende yaşayan halk olarak bizlerde sesimizi duyurmak ve teröre lanat etmek için 25 ekim perşembe günü saat 16:00da mengen cok proğramlı lise önünde toplanılarak yürüyüş ve teröre lanet slagonları atılarak carşı doğru yününecek olup sonrada bir basın acıklaması yapılacaktır tüm vatanseverler ben türküm diyenler yani herkes davetlidir... NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ... (NOT:VATANINI SATAN VE VATANA HAİNLİK EDENLER YÜRÜYÜŞE DAVETLİ DEĞİLDİR) RECEP ÇOMULU
ALİ
23 Ekim 2007 12:26 |
TERÖRE LANET OLSUN DİYEREK BİTMEZ BU OLAY HEP BİRLİKTE HEP BİR AĞIZDAN YÜRÜYEREK BELLİ ETMELİYİZ. ŞEHİTLER ÖLMEZ
mengeninsesi.com
23 Ekim 2007 06:50 |
Kadısusuz Köyü Susuz Mahallesinden Feride Uçar vefat etmiştir.Merhumeye Allahtan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz.
pınar34
23 Ekim 2007 06:15 |
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor. Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor.. Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, gökten ecdad inerek öpse o pak alnını değer. Aziz ruhları şad olsun , Allah sevdiklerine sabır versin . Söylenecek çok şey var ,ama ne söylense anlamsız kalır artık Çünkü sözler bitti ... Artık bişey yapmalı , daha çok canımız yanmadan ... ![]()
neslihan
23 Ekim 2007 06:06 |
Ölüm onlar için hiç birzaman son almadı kı aksine ölüm anlar için yeni bir başlangic oldu hemde en güzel bir baslangıc. Onlar şimdi haksızlıkların olmadıgı, ve birdaha onlara kara yureklerın n dokunamayacagı yerdeler Allah huzurunda şahadet serbetını içmekteler arkalarında gözu yaslı annelerı babaları ve turk mılletını bıraktılar ve yıne o anneler babalar kı övgülerın en guzellerıne layık olanlardır şehitlerimizi canlarının bir parcası olan ogullarını hain terore yüzünden kaybetmiş olmalarına ragmen hiç bırzaman bedenlerınden sabrı ve dillerinden kelımelerınn en mutavazısı olan`` Vatan sağolsun `` u düşürmediler şimdi o mubarekler sayesınde vatan sağ ama aynızamanda vatanın yüregi kan aglamakta. beduaların ve lanetlerın hepsi şehide uzanan ellere olsun bütün şehit annelerimizin ve babalarımızın ALLAH yar ve yardımcısı olsun bizi en cok cesaterlendıren söz ise `` ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ``
RECEP ÇOMULU
22 Ekim 2007 15:13 | MENGEN BOLU
1, 3, 5, 10, 15 ŞEHİT... İKİ seçenek var. Birinci seçenek... "Kimse çarpışmasın, terörist kovalamasın, hiç şehit vermeyeyim, koltukta oturduğum dönemi kazasız belasız atlatayım." İkinci seçenek... "Bu terör örgütü, TCnin varlığına tehdittir, bu tehdit yok edilmeden halkımız asla huzur içinde yaşayamaz, o nedenle elimdeki tüm kuvvetlerle, neredeyse bulup, yok edeceğim." İkinci seçenek, risklidir... Vuruşursanız, pusuya düşebilir, ölebilirsiniz. Terörist kovalarsanız, üstüne giderseniz, illa ki şehit verirsiniz. Bu durumda, kişisel ikbaliniz biter. Koltuğunuzu kaybedebilirsiniz... Ama bu tercihi yapanlar bilir ki, kişisel ikbal, devletin ve milletin ikbali yanında, önemsizdir. Birinci seçeneğin ise, bu seçeneği tercih eden kişiye hiç riski yoktur. Bakın, işte şu kadar süre şehit vermedim, dersiniz... Halbuki, sizin kılınızı bile kıpırdatmadan oturduğunuz, şehit vermedim diye övündüğünüz dönemde, terör örgütü güçlenmiştir... Eleman temin etmiş, cephane almış, pusular hazırlamıştır. Terörle mücadeleye kalktığınız anda, olması gerekenden daha güçlü bir tehditle karşı karşıya kalınacak, daha çok şehit verilecektir. Aslında o verilen şehitler, sizin günahınız değil, vakti gelmesine rağmen, terörle mücadele etmemiş olan kişilerin günahıdır... * Kim diyor bunu? En şiddetli günlerde, Hakkáride, efsane general Osman Pamukoğlu ile birlikte "kelle"yi koltuğa alan, emekli albay Erdal Sarızeybek diyor. * Bi daha okuyun lütfen. Hadisenin özeti, "zamanında yenilen hurmalar"dan ibarettir. * Siyaset sahnesindekiler yıllardır "yan gelip yattığı" için, "aslında o verilen şehitler, sizin günahınız değil, vakti gelmesine rağmen, terörle mücadele etmemiş olan kişilerin günahıdır"... İYİCE DÜŞÜNÜRSEK KUZEY IRAK'A GİRMELİYİZ.... MENGEN ÜLKÜ OCAĞI TEMSİLCİLİĞİ ADINA... RECEP ÇOMULU
Özmengenli14
22 Ekim 2007 11:47 |
Bir Papa öldü... Hristiyan olduk... Bir Hrant Dink öldü... Ermeni olduk.... Bir günde 12 askerimizi kaybettik.... Ama nedense TÜRK OLAMADIK... "SAĞ KOLUMU KAYBETTİM AMA SOL KOLUM VAR" Seddülbahir ve Conkbayır'ın büyük kahramanlarından biride Bombacı Mehmet Çavuş'tu. Bu kahraman Anadolu çocuğu,İngilizlerin siperlerimize fırlattığı el bombalarını korkusuzca hemen yakalar,karşı tarafa fırlatır ve zararını kendilerine dokundururdu. İngilizler bunu anlamış olacaklar ki bombaları bir kaç sayı saydıktan sonra fırlatarak Mehmet Çavuş'un iadesini önlemeye çalışmışlardı. İşte böyle bir bomba Mehmet Çavuş'un elinde patlayarak sağ elinin bileğinden kopmasına sebep olmuştu. Bu yiğit delikanlı vazife şuuruyla hastahaneden tabur kumandanına yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Sağ kolumu kaybettim, zarar yok,sol kolum var. Onunla da pekala iş görebilirim. Beni müteessir eden ve yüne kıtama iltihak edip düşmanla çarpışmama mani olan şey yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. Hastahaneden kurtularak halen harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz, affedeniz muhterem kumandanım.." 432 Toplam İmza |
![]()
Yazarlar
Hava Durumu |
Bütün hakları saklıdır, izinsiz kopya edilemez ve kullanılamaz! Copyright © 2006-2008 © mengeninsesi.com
Site Sahibi: Yurdaer ÖZTÜRK - FOTO ÖZTÜRK Tel 0 374 356 1134 © 2006