|
O, İstanbul gibidir, Antalya gibidir, İzmir gibidir. Dünyadaki göz bebeği şehirler gibi. Türkiye’ nin önüne geçmiştir. Klasik müzik severlerce dünyada Türkiye’den daha çok tanınır, sevilir. Milyonlarca lira versek onun sağladığı faydayı sağlattıramayabiliriz.
Ülkeyi içinden geçtiği zamandan rahatsız olarak terketmek istemiş olabilir (yanlış anlaşıldığını, çeviri hatası olduğunu söylemesine rağmen). Sanatçılar farkılı insanlardır. Sıradan insanların anlayışlarından farklıdır onların anlayışları, sezgileri. Sıradan insanlara normal görünen olaylar onlara değildir. Onları ülkelerüstü, politikaüstü kabul etmeliyiz. Günlük olaylara da sıradan davranışlar beklememeliyiz. Vatanperverliklerini test etmemeliyiz .Havaalanlarında çektiği vize çilelerini ülkesi için kabul eden bir insan. Eğer ülkenin kapıları açılsa kaç kişi kalır. AB’nin bizi almama nedenlerinin başında kapılarına yığılacak Türkler değil mi? Onu, ağzını timsahlar gibi açmış ülkelere kaptırmamalıyız. Fazıl Say gibi küresel sanatçılarımızı ülkemizde tutmak için çaba harcamalıyız. Onlar Kaşıkçı Elması, Knidos Aslanı gibidir. Eğer giderlerse çok üzülmemiz gerekir. Kaşıkçı Elmasını karbon, Knidos Aslanı’nı sıradan taş sayan kafaya sahip olunursa, zaten sanatçıların bizim için ne kadar kıymetli olduğu anlaşılamaz.
Fazıl Say klasik eserleri yorumlayışı ile, yaptığı besteleri ile, ülkeye verdiği hizmet çağdaşı hiç kimse ile yarıştırılamaz. O dalında eşsiz bir virtüözdür. Onu magazin basınının yazıları ile yorumlamayalım. Onun konserleri için bir pilot kadar uçuş saati var. Onu konuşalım.
Klasik müzik dinlemek, anlamak, yapmak emek ister. İsmet İnönü’nün viyolonsel çalabilmek, eşine piyano çaldırabilmek, kızına keman çaldırabilmek için ne kadar emek verdiğini bir bilseniz.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayalım. Fazıl Say ve diğer küresel sanatçıların içeride yem edilmesine, parçalanmasına göz yummayalım. Bu ülkeye ne kadar faydaları olduğunu dışardan bakmaya çalışarak görelim. Bir şemsiye altında değilde bireylik zırhı içinde izleyelim olayları. O zaman açımız çok daha geniş olur hayatta.
Elimizde bir tane Fazıl Say var, o eserleri yapmış ve yapabiliyor; çalmış, çalabiliyor. Olmadığında sandalyesine oturtabileceğimiz insanımız yok. Karşısına geçmiş insanların koltuklarına oturabilecek, oturmaya can atan en az binlerce insanımız var. Emin olun ve korkmayın. Bu ülkede her şey yetişiyor da dahi yetişmiyor. Atatürk’ten sonra...
Copyright 2007. All Rights Reserved. |