DUYURULAR:

serhat3.gif

Üye Alanı

Online Üyeler

Üye Bağlı Değil

Google Arama

Google

Kimler Online

Şuanda 8 misafir bağlı
logo_asciokulu.jpg

Site İstatistik

Baslangiç tarihi: 07-07-2007
Bugün1183
Dün1461
Bu Hafta2627
Bu Ay21082
Toplam551125
Aşçının diploması yemeğin neyi olur? PDF Yazdır E-posta
 

 

   Bugünkü mesleki eğitimin tarihteki izdüşümünü Ahilik teşkilatı olarak görüyoruz. 1230’lu yıllarda kurularak 630 sene devam etmiş olan Ahilik teşkilatı, Anadolu’daki esnafın yamaklıktan ustalığa uzanan eğitim sürecini ve ihtiyaç sahiplerine yardımla dayanışma örneğini kusursuzca yaşayan bir sistemdi. Bu esnaf birliklerinde bir mesleği (zanaatı) öğrenecek kişi ustasının yanında mesleki bilgiyi almakla beraber ahiliğin ahlaki yaşam felsefesini de alıyordu.
Yamaklıktan başlayan mesleki...

 

  mesleki eğitim, çıraklık, kalfalık ve ustalık (üstadlık) aşamasına varan bir süreci kapsıyordu.

Ahilik birliğinde her usta yanındaki çırak ve kalfaların eğitiminden sorumlu idi. Mesleğe yamak olarak başlayan bir çocuk 1001 gün çalıştıktan sonra çıraklığa yükselir, burada 3 yıl çalıştıktan sonra kalfalığa yükselirdi. Kalfalıktan son aşama olan ustalığa geçiş ise en az 3 yıl süren ve bazen kişinin durumuna göre daha da uzayabilen ayrı bir mahareti gerektirirdi. Bu aşamaların her birisinde imtihana tabi tutulur ve bir üst mertebeye ancak hak edenler geçebilirdi. Üstadlar törenlerde çırak ve kalfaların sırtını sıvazlayarak işine devam etmesini, ibadetlerini yapmasını, ustalarına, kalfalarına ve ailesine itaat etmesini, helal kazanmasını, yalandan kaçıp dürüstlükten  ayrılmaması gibi nasihatlarda bulunurlardı.

Bu eğitim sadece mesleki  bilgi değil aynı zamanda ahlaki olgunluğu ve özellikle ticaret ahlakını da kapsıyordu. Ahilik teşkilatında eğitim, mesleğin büyük bir saygı ve sabır içerisinde ustadan öğrenilmesi esasına dayanıyordu. Sonuçta ise ustasından icazetini alan bir kişi mesleki ve ahlaki bir olgunluğa ulaşmış oluyordu. Tüm bu aşamalarda  yetişen çırak öğrendiği her şeyi ustasının elinden olmasının verdiği bir vefa ve saygı duygusu içerisinde idi.
O günleri mesleki eğitimin bu şekilde idi. Bugün ise bir meslek, ya çıraklıktan “alaylı” bir şekilde veya bir okulda “mektepli” şekilde yetişmekle elde ediliyor.
Elbetteki bir işi yaparken onun eğitimini almak çok önemlidir. Mesleğin gereklerini, çağın ve bilimin imkanlarıyla yoğurmak gelişimin devamı için kaçınılmazdır. Dünyanın küçük bir köye döndüğü  ve rekabetin her alanda yaşandığı bir çağda Türk mutfağının bu yarışta geride kalmaması kendisini  sürekli güncelleyen, araştıran ve yeni şeyler deneyen ustaların sayesinde olacaktır. Bu eğitimin de belli bir düzen ve disiplin altında olması gerekir. Ancak bu eğitimin şekli önceden “ustanın eline bakmak” iken bugün “hocasına kitap ezberlemek” haline dönüşmüştür.

Meslek liselerinde teorik bilginin pratikteki yönünü tamamlamak amacıyla  öğrencilerimiz işletmelerde staj eğitimi görmektedirler. Bu sürenin sonunda ise mektepli, eğitimli, aşçılar çıkmaktadır. Ve artık öğrencimiz mesleğinin ehliyetini almış kabul edilmektedir.
Bugün mesleğinin mektebini okuyarak ellerine diplomasını alan mezunlarımız acaba mesleğin ahlakını da alabiliyorlar mi? Yoksa o diplomanın cazibesine kapılıp iki yıllık staj tecrübesiyle önlerinde yirmi yıllık ustalara eğitimli olduğundan mıdır bilinmez, mesleğin adresi olduklarının ispatına mı kalkışıyorlar?

Hani meşhur hikayeyi bilirsiniz: Babasının sen adam olmazsın ikazlarının yanlışlığını vali olduktan sonra ayağına çağırarak göstermek istemişti de, hikaye babanın oğluna nükteli cevabıyla biterdi: “Oğlum, ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim. Adam olsaydın babanı ayağına getirtmezdin” Bugün her ne kadar ahilik gibi bir sistem olmasa da ustanın yanında yetişen bir çırak için ustaya saygı mesleğin olmazsa olmazıdır.
Diploması olmasa dahi yıllarını ocak başında geçirmiş ustalara saygı ve hürmet hem mesleğe hem de kendimize sahip çıkmanın olmazsa olmazıdır. Bilmek önemlidir, amma ve lakin; yapan, okuyandan üstündür.

Bugün bu sektörde, gölgesi kendisinden büyük olan birçok kişinin olduğunu görüyoruz. İsimleri sanal etiketlerle ne kadar reklamize edilirse edilsin, eskilerin lafını severim ben: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”

Mengen Aşçılık Meslek Lisesi, geçen yıl 1100 e varan sayısıyla 16. dönem mezunlarını verdi. Yıllardır verdiğimiz mezunlarımızın geldiği noktaları görüyor ve bunun gururunu hep beraber yaşıyoruz. Ancak  küçük bir detaya dikkat çekmek gerekir ki; biz okulumuzdan hiçbir zaman aşçı çıkarmadık. Hep aşçı adaylarını verdik sektöre. Usta olmak ise, mezunlarımızın çalışkanlıkları, azimleri, disiplinleri ve dahi kendilerini kabul ettirdikleri kadarıyla alacakları bir unvandır.

Kimileri silinip gitti, kimileri ailesinin ve okulunun gurur kaynağı oldu. Saman alevinin gösterişine aldanmamak lazım. Ne kadar hızlı yanarsa o kadar da hızlı sönecektir.  Meslekte usta olmak iki yılda olunacak bir şey ise, eminim o ustalığın ömrü de bir iki yıl olmayacaktır. Nasıl ki bir yemek yavaş yavaş piştikçe tatlanırsa, bir aşçı da mesleki gelişimini yavaşça ve sabırla tamamlarsa bir süre sonra hak ettiği kıvama (makama) gelecektir.

Bugün mesleki bilgi  ile beslenen gençler bir o kadar önemli olan mesleki ahlakı alamadıkları zaman iş hayatında uyum sorunları yaşamaktadırlar. Birbirine güvenin ortadan kalktığı “kimseye arkanı dönmeme”nin mesleki bir düstur haline geldiği bir ortamda, mesai arkadaşlarıyla uyumlu çalışamayan kişilerin çoğaldığı, ustaya itaatin yerini ise maalesef ustaya tahammülün aldığı bir çalışma ortamı sonucunu doğurmuştur.

Birlikteliğin ve huzurun olmadığı bir işyerinde ne işyeri için verimlilikten ne de Türk mutfağı adına başarıdan söz edilemez.  Bu sebeple, bu mesleği icra eden aşçı adaylarımızın üç şeye saygı göstermelerinin zorunlu olduğunu görüyoruz:
Kendine Saygı: Kendini bilmeyeni kimse bilmeyecektir. Onun için olgunluğu ve saygın kişiliğini muhafaza etmelidir.
Ustaya saygı:Öğretmenlerine, okuluna ve mutfaktaki ustasına saygısı, onun aslını inkar etmemesinin adıdır.
Mesleğe saygı: Ekmeğini yediği mesleğine halel getirecek tavır ve davranışlardan kaçınmalıdır. Bazen insanların yaptığı yanlışların mesleğine mal edildiği unutulmamalıdır.

Hasıl-ı kelam; mesleki bilgi, disiplin ve azmin yanında mesleki ahlak ve ustaya saygı başarının kilometre taşları arasında muhakkak yerini almalıdır. Değilse bu yemek tuzsuz olacaktır….

Harun KUTAN
Mengen Aşçılar A.O.T.M.Lisesi
Müdür Yrd.
Yorumlar (2)Add Comment
BİZ ADAM OLURUZ !
yazar Recai SONKÜR, Ocak 18, 2008
Sayın Hocam;
Başlığa Aziz NESİN'in "BİZ ADAM OLMAYIZ" adlı kitabının adını yazmak geldi içimden.Son söylenmesi gerekeni ilk söylememe adına kendimi engelledim.70'li yıllarda okumuştum bu kitabı. Bu ülke nasıl düzelecek. Alaylı aşçılar yıllarca büyük şehirlerin büyük işletmelerinde çalışmalarına rağmen kendi dilini bile konuşamıyor.Konuşamadıkları bir dil ile de kendilerini ifade edemiyorlar. Okullular da seçilmeden ve aile baskısı ile bu mesleğe girdikleri için( tüm meslek liselerinde aynı sorun) mutfaklardan salonlara geçemediler anlaşılan. Oysa artık mutfak şefi mutfağında hazırlanan yemeği yiyen insanla sohbet edebilmeli, en azından iki dil ile. Mutfak şefleri ne zaman ki çalıştıkları işletmelere ön kapıdan girebiliyor o zaman bu meslekte başarı sağlanmış demektir.
...
yazar Eyüp YÜRÜK, Ocak 21, 2008
AĞZINIZA SAĞLIK HARUN HOCAM,BU MESLEĞİN TARİHÇESİNİ HERKESİN ÖZELLİKLE OKULUNDA OKUYAN VE OKUTAN HER FERDİN BİLMESİNDE YARAR VAR.SAYENİZDE ÖĞRENDİM.TEŞEKKÜRLER VE HAYIRLI VAZİFELER,ALLAHA EMANET OLUN.

Yorum Yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

Copyright 2007. All Rights Reserved.
busy
 
< Önceki   Sonraki >
Design by Karizma Studio

Bütün hakları saklıdır, izinsiz kopya edilemez ve kullanılamaz! Copyright © 2006-2008  © mengeninsesi.com

Site Sahibi: Yurdaer ÖZTÜRK - FOTO ÖZTÜRK Tel 0 374 356 1134 © 2006