|
Murat isminde bir arkadaşım vardı.Sınıf arkadaşım.Bir de yanyanaydı evlerimiz.Okula beraber gidip gelirdik.Ankara'nın kırmızı ve beyaz taşlarla örülü kaldırımlarında,kırmızılar fazlaydı.Bizde okula varana kadar beyazlara basmamaya yemin ederdik.Zıplaya zıplaya varırdık okula.Çantaları açtığımızda,evde dizdiğimiz kitapların birbirine girmiş olduğunu görürdük.Kenarları kıvrışırdı defterlerimizin, öğretmenden azar işitirdik ama yinede her sabah beyazlara basmama yemini ederdik.
Birgün Murat ;
- Ben bugün beyaz taşlara da basacağım dedi...
Şaşırmıştım. Ne olmuştu ki acaba ?
Neden basacaktı...
Beyazlara basıyorsa o zaman kırmızılara basmayacak diye düşündüm.
- Hayır onların üzerinden de atlamayacağım,dümdüz yürümem gerek bugün,beslenme çantamda çilek var dedi.
Bense surat asıp 'Peki' demekle yetindim.
Murat'ın sert plastikten ayıcık şeklinde bir beslenme çantası vardı.Kilit kısmıda pek sağlam sayılmazdı.Arada bir açılırdı biz itekleşirken.İnsanların ekmek bulamadığı,kendini Meclis'in bahçe demirlerine zincirlediği,haberlerde her gün bir iş adamının Boğaz Köprüsünden atladığını seyrettiğimiz,o yaşlarda yazar kasa fırlatmanın ne anlama geldiğini bilmediğimiz,ekonomik kriz dönemindeki günlerdendi bugün de.Benzinin yanıcı olduğunuda kendini yakan amcayla öğrenmiştik.Bu yüzden Murat'a hak vermiştim.Okula çilek götürmek büyük olaydı ve kesinlikle o çilekler korunmalıydı.
Okula varmıştık.
Velhasıl sıraya geçtik...
Türk'üm Doğruyum Çalışkanım İlkem . . .
andımızıda okuduktan sonra okulun merdivenlerini çıkmaya başladık.O sırada Murat'ın beslenme çantası yapacağını yaptı.Bir başka arkadaşımızın diz darbesiyle çanta açıldı.
Çilekler dökülmüştü.
Murat ilk önce Eyvahhh dedi.
Sonra ;
- Durun,basmayın !
Yere eğildi ve toplamaya çalıştı çileklerini.Kim bilir annesi o hafta mutfağın hangi ihtiyacından kısmıştıda ona çilek almıştı.
Bir kaç tanesini toplayıp,üzerleri toprak olan çileklerine ' Hüffff ' diye nefesiyle temizlemeye kalkışsada,nafile...
Öğretmen bağırdı arkadan ;
- Bırak onları çocuğum ! Pislendi yenmez onlar.
Atar gibi yaptı Murat.Bir tanesini çöpe attı.Dört tanesini cebe.Sonra direk lavoboya,yıkamaya.
Okul bittikten sonra eve girerken, annesine kocaman bir yalan söyledi.Galiba annesi üzülmesin diye...
- Çilekleri yedim yedim bitiremedim anne.
HAKAN CANTÜRK
Copyright 2007. All Rights Reserved. |
Değişen bir şey yok ülkede bıraktığınız gibi duruyor.Muratlar,Aliler pazar yerlerinde satılamayıp atılan yiyeceleri toplamaya, anneler evlerine çocuklarını doyurmak üzere götürmeye devam ediyorlar.
Kurban Bayramı üçüncü günü bir ziyaret sonucu İstanbul'dan dönerken bir adam Boğaz Köprüsü'nden gözlerimizin önünde elinde sigarası atladı. Polis kayıtlarını kontrol edebilirseniz bulusunuz.
İnşaallah makaleleriniz bundan sonra artık aşılmış meseleleri anlatır nitelikte olur.
Yoksul ve olmamasına rağmen ilgili belgeleri alabilmiş varsıllar beledyelerin dağıttığı yiyecek kolilerini, kömürleri almaya devam ediyor. Çünkü asgari ücret denilen miktar halen insan onuruna yakışmayacak seviyede, onu da bulabilirlerse.
Yanımıza hoşgeldiniz.