|
DEĞİŞEN DEĞERLERİMİZ Mİ YOKSA BİZ MİYİZ? |
|
|
|
|
Çocukluk işte… Yıllar önce, çocukluğumda aynı yaşlarda olduğum arkadaşlarımla bazı bahçelerden elma çalardık. Kendi bahçelerimizde de bol, bol elma ağacı olduğu halde çalmak, heyecanla dalından koparmak daha tatlı gelirdi. Ben hep gözcü olduğumu hatırlarım, suça seyirci olurdum. Çünkü babam çok sert bir insandı. Kesin kurallarından biri başkalarının malına zarar vermemekti. Ya görürse, ya biri söylerse ne olurdu halim! Bu düşünce beni hep uzak tutardı arkadaşlarımın eğlencesinden. Şimdi hatırlıyorum da ne çok üzülürdüm, arkadaşlarımla birlikte ağaçlara tırmanamadığım için. Demek ki çocuk gözüyle bakılınca bir şeyleri başarmış olmanın gururu yaşanırdı o anlarda. Hiç unutmam bir seferinde elebaşı arkadaşımız yaşlı bir komşumuz tarafından kovalanmış, bizimki yakalanmamak için çok uğraşmış en sonunda da bizim kümese saklanmıştı. O zamanlar yakalanmamak çok büyük başarıydı. Çalmanın ezikliği yoktu, hırsızlık önemsizdi. Kaçıp kurtulmak, yakalanmamak başarılı olmaktı. Çocukluk işte… İnsan hep çocukluğundaki gibi kalmıyor, zaman değişiyor. Arkadaşlarımın kulakları çınlasın, bugün kocaman adamlar olduk, çoluk çocuk sahibi olduk. Düşünüyorum da şimdi bu arkadaşlarım manavdan meyve çalsalar, yakalanmamak içinde ha babam de babam kaçsalar… Yine yaptıklarından gurur duyarlar mı? Hırsızlıkla suçlansalar kendileriyle övünürler mi? Övünmezler değil mi! Hatta utanırlar. Bu kez zafer kazanmak için değil, kimsenin yüzüne bakamayacakları için kaçarlar. Demek ki, bazı şeyler çocuk gözüyle başarı kabul edilirken, büyük gözüyle utanç kaynağı olabiliyor. Toplum kuralları insanların ihtiyaçlarından doğmuşsa ve biz onlar sayesinde huzurlu yaşayabiliyorsak o halde toplum kurallarına uymak insan olmanın bir gereğidir. Etik (ahlak) kuralları toplumu istenen iyi hedefe yöneltmek için oluşturulmuştur. Bu değerlerden yola çıkarak, yönetimde, adalet ve kanun karşısında eşitlik, hayatta doğruluk, hükümde tarafsızlık, insan haklarına saygı gibi kuralların ihlal edildiğini hep görmekteyiz. Son zamanlarda insanlık niteliklerinde değişiklikler mi oldu acaba? Ya da herkes çocuklar gibi bencilce düşünmeye mi başladı? Yaşlı başlı insanların, başkalarının haklarına saygısızca saldırırken, gayet umursamaz ve pişkin davranışlarını hayretle izliyorum. Her yerde vurgun, her yerde talan, her yerde sahtekârlık var. Toplumsal değerler alt üst mü oldu acaba?Çocukluğumda babamın kurallarına uydum, büyüdüm birey oldum, vatandaş oldum şimdide devlet babanın kurallarına uyuyorum. Yeni gelen kuşaklarda bunu görmek pek mümkün değil artık. Devir gemisini kurtaran kaptan devri. Her ne pahasına olursa olsun kendini düşünenlerin devri. Biz nerde hata yapıyoruz acaba? Çocukluktan yetişkinliğe geçerken neyi kaybediyoruz? Nasıl kaybediyoruz da yalan dolan, rüşvet, iki yüzlülük marifet gibi algılanıyor. Hak hukuk tanımayan, bencil insanlarla aynı tarafta olmadığıma tıpkı çocukluğumda ki gibi üzülmeli miyim acaba? Ne dersiniz dostlar… Aziz ŞEN
Copyright 2007. All Rights Reserved. |