Mengen’in köylerinde yaşayanlarda Ağustos ayıyla beraber bir telaş başlar. Bahçeye ektikleri mısırların olgunlaşmaya başlamasıyla, yaban domuzlarından korumak için verdikleri bir mücadeledir bu. Yaban domuzları mısırı çok sever. Gündüz hiç görünmeyen bu hayvanlar havanın kararmasıyla beraber bahçelere saldırır, oldukça büyük zarar veriler. Hele birde sürü halindelerse girdikleri bostandan ilaç için bile bir adet mısır bulmak mümkün değildir. Benim çocukluğumda bostanlar köyün dışında olurdu. Dolayısıyla beke çıkmak mısırları korumanın tek çaresiydi. Havanın kararmasıyla, bostanları korumak için yakılan tezek ateşleri, tarlanın muhtelif yerlerine yapılan insan görünümündeki korkuluklar, sayfan dediğimiz eğreti yapılan barınaklarda yatmak, yani bostanı domuzlardan korumak için beklemek, beklerken yapılan sohbetler mengene ayrı bir güzellik katar. En güzeli de beklediğiniz bostandan kopartıp kızarttığımız mısırların tadıdır. Bir anımı sizlerle paylaşmak isterim. Sıcak bir günün sonu akşam olmuştu. Bütün gün sıcaktan dolayı evden çıkmadığımız için, akşam havanın serinlemesiyle kendimizi evimizin balkonuna attığımız bir gündü. Oturduğumuz balkon bahçemize , ektiğimiz fasulye ve daha çok mısırlara bakıyordu.Yemyeşil mısır gazellerine akşamın serin rüzgarı yavaş yavaş vurduğunda, hem serinletiyor hem de çıkardığı sesle insanin kulağında hoş bir melodi bırakıyordu.İçtiğimiz demli çay, yaptığımız hoş sohbetlerle farkında olmadan zamanın bir hayli geçmiş olduğunu,biraz öteden gelen teneke seslerinden fark ettik.Yine bir komşu mısır tarlasını domuzlardan korumak için teneke çalıyordu.Yatma zamanı çoktan geçmişti bile. Oğlum, “baba biz az sonra yatacağız ama domuzlar ya bizim bahçeye girerlerse” , “ben hiç yaban domuzu görmedim bekleyelim” diyordu. Daha neler artık domuzlar köyün içine mi gelecekler, bir gün görürsün dedim.Yattık Gecenin hayli ilerlemiş bir saatinde dışarı çıktığımda, açık olan pencereden seslerin geldiğini duydum. Işık yakmadan balkona çıktığımda, birde ne göreyim oğlumun söyledikleri gerçek olmuştu. Yaban domuzları hem de sürü halinde bizim bahçede idiler. Görüntü çok netti ay ışığı etrafı gündüz gibi aydınlatıyordu, bir de bahçenin sınırındaki sokak lambasının ışığıyla her ayrıntı görülebiliyordu. Ne yapmam gerektiğini düşündüm. Zaten bahçenin işi bitmişti. Sessizce çocuklarımı kaldırdım. Çocuklarıma yaban domuzlarını gösterecektim. Hepimiz balkondan doğal ortamda bir film gibi domuzları seyrediyorduk. Bir müddet sonra balkonun ışığını yaktığımda film bitmişti seri bir şekilde gözden kayboldular. Oğlumun birkaç saat önce söyledikleri gerçek olmuştu. Olan bir şey daha vardı bahçe diye bir şey kalmamıştı. Sabah olduğunda çocuklarım,”baba biz gece rüyamı gördük” diyorlardı Rüya olup olmadığını bahçeye bakarak anlayacaklarını söyledim. Balkona çıkıp baktığımızda bir gün önce yemyeşil olan bahçemizin futbol sahası gibi dümdüz olduğunu görmüştük. Evet dostlar artık eskisi gibi domuzlar sadece köyün dışındaki bahçelere girmiyorlar. Ne yazık ki hemen evimizin önündeki bahçeyi bile talan edebiliyorlar. Karınlarını doyurmak için tehlikeye bu kadar yakın olmak pahasına insanların yakınına gelebiliyorlar. Doğada bir şeyler eskiye göre çok çabuk ve yoğun bir biçimde değişmeye başladı. Bunu hayatımızın her yanında görmek mümkün.
Copyright 2007. All Rights Reserved. |