DUYURULAR:

serhat3.gif

Üye Alanı

Online Üyeler

Çevrimiçi Kullanıcı Yok

Google Arama

Google

Kimler Online

Şuanda 35 konuk çevrimiçi
logo_asciokulu.jpg

Site İstatistik

Baslangiç tarihi: 07-07-2007
Bugün647
Dün1272
Bu Hafta2889
Bu Ay9762
Toplam1190029
Kısa bir süre önce kaybettiğimiz ünlü aşçımız Zeki Gülyiyen'e oğlu Tolgahan'dan büyük armağan PDF Yazdır e-Posta
 

 

Adnan Menderes Üniversitesi’nin Turizm sektörüne kalifiye eleman yetiştiren Didim Meslek Yüksekokulu birincisi , kısa bir süre önce elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz ünlü aşçılarımızdan Mengen'li Zeki Gülyiyen'in oğlu Tolgahan GÜLYİYEN oldu. Gülyiyen Ödülünü Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adil Türkoğlu’ndan aldı. Didim Meslek Yüksekokul’unda Gastronomi ve Mutfak Sanatları,Turizm ve Otel işletmeciliği, Turizm ve Seyahat İşletmeciği bölümleri yer alırken, Tolgahan GÜLYİYEN...

Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünden yüksek derece ile hem bölüm birinciliğini hem de okul birinciliğini kazandı. Üniversite dekanının elinden ödülünü alan Tolgahan’a başarılarının devamını dileyen Prof. Dr. Adil Türkoğlu Tolgahan’ı tebrik etti.

 

Adnan Menderes Üniversitesi’nin 2009 yılı mezuniyet töreni, Adnan Menderes Stadyumu’nda düzenlendi.3 bin 93 öğrenci kep attı ve mezun oldu.15 bine yakın kişi katıldı.6 fakülte,12 meslek yüksekokulunu bünyesinde barındıran üniversite’nin mezun öğrencileri’nin ailelerinin de katılımıyla stadyum doldu.Tıptan, turizm’e kadar birçok sektöre kalifiye insan yetiştiren ve geniş bir aile olan Adnan Menderes Üniversitesi’nin fakülte ve yüksekokul birincilerinin ödülleri üniversite rektörü, dekanları ile törene katılan milletvekilleri ve mülki amirler tarafından verildi.

 

Tolgahan bunun ardından şunları ifade etti;  “kazandığı başarı için öncelikle Allah’a şükür ettiğini okul süresi boyunca zor şartlara rağmen ki bu süre zarfı içinde bir insanın manen yaşayabileceği beklide en zor olan babasını kaybetmesine rağmen çalışma disiplinini Allah’ın yardımıyla hiç bozmadan bu başarıyı elde ettiğini kaydetti. Bu başarıya vesile olanların, bu başarının gerçek sahipleri olan babası Zeki GÜLYİYEN ve annesi Nebahat GÜLYİYEN olduğunu, başarıyı onlara armağan ettiğini söyledi. Ve şöyle devam etti; rahmetli babam Zeki GÜLYİYEN’in sektörümüzde belli bir itibarı ve yeri vardı. Bizzat onun bu itibarını oğlu olarak daha da artıracağımın bir ifadesidir bu başarılar. Ayrıca babam her zaman işimizin en az doktorlar kadar önemli olduğunu, insanların sağlıklarını doktorlara emanet ettiğini ve bizlerin mutfakta durduğu sürece de orada yemek yiyen insanların sağlığından en az doktorlar kadar sorumlu olduğumuzu ve bunun bilincinde olarak hareket etmemiz gerektiğini söylerdi. Bende bu konuda her zaman titiz ve sorumluluk bilincinde olarak hareket edeceğim”.

 

 Dedi.Bazı sorulara Tolgahan GÜLYİYEN şöyle cevap verdi.Genç bir şef olarak ülkemizin gastronomisi’nin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?   “Sektörümüzde gelecek 10 yılda şu andan farklı olarak bu işin eğitimine önem veren üniversitelerin sayesinde kültürlü, ufku geniş, olgun bir dünya görüşü olan, hareketleri, konuşması araştırmacı kimliği ile kendi farkını gösteren, mesleki bağlamda geliştirici projeleri olan projeler geliştiren birlik ve beraberliğin önemini kavrayabilmiş, 3 günlük dünya’nın mahiyetini gözeterek birbirini yererek, kırarak, kısır kavgalarla ayrı düşerek bir yere varılamayacağı hususunu idrak edebilen birçok yetişmiş insanın ve şefin sektöre aktif olarak gireceğini umut ediyorum. Bu arkadaşlarımın, istisnalar dışında bugün olanın aksine egolarından arınmış, belli bir makama geldiğinde her şeyi bildiğini zanneden, insanlara yukarıdan bakmak sureti ile kadrosu altında belli bir otoriteyi onları yersiz yere azarlayarak veya küçük görerek muhatap almadan, personelinin fikirlerine değer vermeyerek her zaman kendisinin doğru olduğunu zannederek, kendisini bu şekilde karizmatik gösterdiğini düşünen ve otoritesini böyle sağlayanlardan ziyade, sahip olduğu bilgisini, birikimlerini kültürünü her zaman gerisinden gelenlerle paylaşan ve bunu yaparken de insanlara ve onların fikirlerine önem veren tavrı ile birikimlerini gerçek manada saklamadan aktarma gayretinde samimi davranan şefler olacağı ümidini taşımaktayım. Her zaman her şeyi bildiğini değil daha ne öğrenebileceğini sorgulayan, eğitimli insanlardan kurulu şeflerin sektörde çoğalmasıyla da, sahip olduğumuz zengin mutfak kültürünü bu şefler sayesinde daha iyi seviyelere geleceğini ve yurt dışında da daha iyi şekilde temsil edileceğini düşünüyorum”.

 

 Bunlara şu an sektörümüzün hazır olup olmadığı hakkında ne düşünüyorsunuz?            Şu anda buna hazır bir sektörümüzün olmadığını biliyorum. Bu söylediğim tarza sahip girişimci, araştırmacı, ayırıcı değil birleştirici, okuyan, her konuda araştıran ve kültür sahibi şefler şu an yok denecek kadar az ayrıca bunları kaldırabilecek ortamın ülkemizde olmadığını, bunların olmasını engelleme gayretinde olan veya istemeyenlerin olduğu malumumuz. Bunun zor olduğunu zaman alacağını fakat sektör içinde de birlik ve beraberliği arzu eden birçok şefimin ve arkadaşımın da olduğunu biliyorum. Zaman ile bunlar olacaktır diye umuyorum. Bunları yaparken de zorluklar elbette olacaktır. Kimse dünya’da ve bulundukları mevkilerde daimi değil yarın ölmeyeceğimizin garantisi yok. Hatta yardımdan kaçınılan, yardım konusunda gerektiği gibi samimi davranılmayan bir Bekir Ustamızın durumuna benzer durumla karşılaşılmayacağı garantisi yok. O yüzden ayrılık oluşturanlar da, çıkar gözetenler de daimi değil. Güzel işler yapmak dururken, bir birimize yardımı, birbirimize sahip çıkmayı: İlk önceliklerimiz arasına koyup, para ve diğer çıkarları geri plana atmak gerek diye düşünüyorum”.

 

 

Meslekte diplomalı veya belgeli olmanın bir üstünlüğü var mı size göre? Kısmen yok. Sahip olacağımız diploma ve belgelerin birer kâğıt parçası olduğunu asıl önemli olanın insanın birikimleri, yaşam tarzı, ufku ve fikirleri olduğu insanların hayatında gelebileceği mevkilere bazı belgeler sayesinde değil söylemiş olduğum fikirleri, ufku, birikimleri en önemlisi zihniyeti ile ulaşabileceğini düşünüyorum. Keza birçok belgeye sahip olup ta o belgenin niteliklerini taşımayan birçok kişi vardır. Ancak bu demek değildir ki diploma ve belge edinmek size bir şey kazandırmayacak. Okumak, farklı ülkelerde farklı kültürleri tanımak insanın ufkunu ve bakışını geliştirir. Üniversitelerde bir yaşam tarzıdır, her alanda insanlara birçok şey katabilir yeter ki almasını bilelim”. Şu an sektörde kendinize örnek aldığınız biri var mı? “Hayır, yok. Sektör öyle bir hale gelmiştir ki herkes kendi çıkarları ne ise, ülkemizde ikilik oluşturma ve insanları kutuplaştırma pahasına çıkarlarını düşünüyor, bazen de yakışıksız kavgalara şahit olabiliyoruz, bu durumda örnek alınacak bir şef ya da kişi bulamıyorum. Öyle ki sektörümüzde düşenin dostu olmadığına kısa zaman önce bizzat şahit oldum. Bekir ERÇOBAN ustamız için verilen sözler maalesef bir takım dernek başkanları tarafından havada bırakıldı, tutulmadı. Sözünü tutan başkan sıfatında olanlar ise bu konuda gerçekten samimi, istekli ve özverili oldukları konusunda sınıfta kaldılar, acaba gerçek manada reklâmlarının derdinde mi yoksa yardım yapma gayretindeler mi diye soru işaretleri bıraktılar ve fiyasko ile sonuçlanan bir durum oluştu maalesef.Bunların yanında ise, biz gençlere duruşuyla, projeleriyle, birleştirici, geliştirici samimi çabalarıyla örnek olması gerekenlerin birbirlerini yediğine şahit oluyoruz. Yurt dışında bir organizasyon yapılacağı zaman Türkiye, 2 ayrı milli takım çıkarıyor, buna daha sonradan bilmem hangi Avrupa şehrinde kurulmuş bir takım isimler altında takımlar da cabası olarak çıkartılıyor. Biz gençler bu çocuksu kavgaları yapan ve ayrılığa çıkarları pahasına dur demeyenleri mi örnek alacağız? Aksine onlara bizzat bizler olgun fikirlerimizle ve kültürümüzle, yapacaklarımızla örnek olacağız diye düşünüyorum. Ne pahasına da olursa olsun çıkar pahasına değil ortaya daha iyi işler koymak için, ülkemiz gastronomisini geliştirmek ve daha iyi temsil etmek için sektörümüzü bir gün birleştireceğiz inancını taşıyorum. Bu konularda birlik olmaktan başka çare yok çünkü herkesin bir arada olması ayrı ayrı olmaktan daha zengin bir çeşitlilik ve kalite ortaya çıkaracaktır.  Bir ülke düşünün ki başka bir ülkeye 2 tane büyükelçi atasın, temsilci göndersin bunların ikisi de ayrı tellerden çalsın. Birileri kafasına göre yetkililerden izin almaksızın ben Türkiye’nin temsilcisiyim desin, Türkiye adına Türkiye’yi başıboş olarak temsil etsin.

 

Yine bir ülke düşünün ki uluslar arası bir organizasyona 2 tane ya da daha fazla takım göndersin. Veyahut birileri çıksın Türkiye’yi kafasına göre kurduğu takımlarla temsil etsin. Kimse gücenmesin fakat buna göz yumanlar ülkeyi uluslar arası platformlarda küçük düşürmektedirler. Ve ülkemizi ne olursa olsun küçük düşürmeye kimsenin hakkı olamaz bu hangi alanda olursa olsun buna kimsenin hakkı yok. 2 federasyonu da birleştirme hususunda çıkar kavgasına düşenlerin çıkarlarından daha önemli olan ülkemizin yurt dışında ve içinde her alanda olması gereken saygınlığıdır. Daha kaliteli işleri beraberce ortaya koymaktır.

 

En iyi şefler ile tek takım ile temsilidir. Maalesef şu anda elinde yetki ve imkânları olanlar bu konularda gereken başarıyı sağlamaktan aciz durumdadırlar çünkü herkesin egosu ve kibri ağır basıyor. Bizzat benim fikrime göre; o egosu ağır basanların egolarından da, kibirlerinden de çok daha önemli olan benim ülkemin gastronomisinin en iyi şekilde temsilidir, beraberce geliştirilmesidir. Üstüne üstlük bu yarışmalardan dönenlerin kavgalarını sektörde olanlar hemen hepimiz biliyoruz, biri biz daha fazla ödül aldık diğeri biz daha başarılı yarıştık diye herkes kendi başarısının daha iyi olduğunun ispatı peşinde gidiyordu. Fakat hiç kimse çıkıp ta uluslar arası alanda diğer ülkelerin Türkiye’nin gastronomisi hakkında ne düşündüğünü ve bu kavgalar neticesinde ne düşüneceğini sormadı.

 

Ayrıca bu hususları aşmadıkça alınan ödül ve başarıların bir değerinin zaten olmadığı ya da şu an mevcut takımların bir değeri, gerçekliği ve olması gereken özgünlüğü kendine haslığı olmadığı kanaatindeyim Bir oluşum eğer 1 tane ise o oluşum değerlidir. 2 tane ise bir kıymeti kalmaz. Ülkeyi temsil yetkisi olan 1 tane oluşuma ise herkes girmek ister ve onun için çalışır rekabet oluşur ancak 2 tane olan bir oluşumun içinde olmak ya da olmamak önemli değil fikrini insanlarda ortaya çıkartır ve kimse değer vermez. Bu tür kavgalarla ve ikilik oluşturarak yakışıksız bir duruma mimarlık yapanlar, bu yakışıksız durumu oluşturma pahasına birlik olmayı reddedenleri ben Zeki GÜLYİYEN’in oğlu olarak kendime örnek edinemem “. Dedi.   Tolgahan GÜLYİYEN 16 Haziranda Macig Life otel zincirlerinden birinde çalışmak üzere Yunanistan’a hareket edeceğini söyledi ve şimdiye kadar kendisine yardımcı olanlara teşşekürlerini ve saygılarını ilettiğini ifade etti.   1988 doğumlu olan Tolgahan Temmuz ayında 21 yaşında olacak. Bolu-Mengenli olan Tolgahan, Türkiye’nin ilk Otelcilik ve Turizm meslek lisesi olan köklü bir geçmişe sahip Ankara-Beşevler Otelcilik ve Turizm Meslek lisesi mutfak bölümü mezunu. Çeşitli uluslar arası yarışmalarda ödülleri ve katılımcılığı olan Tolgahan iyi derecede İngilizce, orta derecede ise Almanca ve Fransızca biliyor, dil öğrenmekten zevk alan bir tarzı olduğunu dil öğrenmeyi sevdiğini söylüyor. Ayrıca bu gün çoğu otel’in kullandığı cost control programı olan MC (Fidello materials control) programını kullanabiliyor. Mesleği ile ilgili bazı projeleri olduğunu bunların uzun süreli araştırma gerektiğini ayrıca mesleğinin dışında hobilerinin olduğunu söyleyen Tolgahan, elinden geldiğince her konuda bilgi ve fikir sahibi olmak için uğraştığını kitaplara meraklı olduğunu, elinden geldiğince okumaya önem verdiğini, geliştirici işlerle uğraşmaktan zevk aldığını ifade ediyor.  Caprice Palace’da geçtiğimiz 2 sene boyunca okula bağlı olarak çeşitli zaman aralıklarında görevde bulundu. Lise’de okurken biri 5 ay biri 6 ay olmak üzere Çırağan Sarayı’nın mutfak departmanlarında başarılı stajlarda bulundu. En son Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletine bağlı Orlando kentinde dünya’da bulunan marriot otellerinin en büyüğü ve merkezi olan World Center Marriot otelinin banquet mutfağında 5 ay başarılı bir şekilde çalıştıktan sonra üniversitesini bitirmek üzere vatanına döndü ve ön lisans programını birincilikle bitirdi. Lisans programını ise açıktan tamamlayabileceğini söyleyen Tolgahan yurt dışı fırsatlarını değerlendirmeyi Allahtan bir mani olmadığı sürece düşündüğünü ifade ediyor. Uzun vadeli olarak ise ülkesine katkı sağlamak istediğini bunun için yurt dışında sürekli kalma gibi bir planı bulunmadığını söylüyor.

 

 

 

  
 
 

Yorumlar (1)Add Comment
TEBRİKLER
yazar GÜRBÜZ OKUL, Haziran 09, 2009
tolga cım seni canı gönülden tebrik ederim inşallah bundan sonraki hayatında başarılarla dolu olaçaktır gurur duydum rahmetlininde bu günleri görmesini çok isterdim gözlerinden öperim selamlar...

Yorum Gönder
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

Copyright 2007. All Rights Reserved.
busy
 
< Önceki   Sonraki >
Design by Ajans İMG

Bütün hakları saklıdır, izinsiz kopya edilemez ve kullanılamaz! Copyright - 2006-2010  © mengeninsesi.com

Site Sahibi: Yurdaer ÖZTÜRK - FOTO ÖZTÜRK Tel 0 374 356 1134 © 2006